Haber resmi: "Vapur ve Dr. Freud’un Tuhaf Piposu", 2006

Sanat, son yıllarda Çoklu Disiplinli (Multidisciplinary) şekle dönüşerek hayatımızdaki rolünü daha güçlü duruma getirdi. Gerek dijital fotoğrafçılığın gerekse yapay zekânın katkıları ve farklı malzemelerin bir arada kullanımı ile, resim alanı daha önce hiç görmediğimiz şekilde genişledi. Henüz bu kadar yaygınlaşmamışken, bu tür uygulamaları yıllar önce başlatan sanatçılardan biri de ressam Ody Saban. Resimlerine yerleştirdiği portre fotoğraflar ile, fotoğrafların sahiplerinin eşsiz bir sanat eserinin içinde ailelerine çok anlamlı bir miras bırakmalarını sağlıyor. Ody Saban’a şimdiye kadar yaptığı bu tür çalışmalarından birkaç örneği bizimle paylaşarak bunların kendine ve bu resimleri edinen fotoğraf sahiplerine ne ifade ettiğini bize anlatmasını istedik. O da fotoğraf sahiplerinin iznini alarak resimleri paylaşmayı kabul etti.

İçine fotoğraf yerleştirdiğin resimlerde nasıl bir yöntem uygularsın?
Bunlar, tarihleri genelde geriye, 20. yüzyılın 67, 68, 69 yıllarına dayanan siyah beyaz fotoğraflar. Genç, erkek, kadın Yahudi Türkleri temsil ediyorlar. Siyah beyaz fotoğraflardan kesilen küçük şekiller, resimlerin şekillerine entegre ediliyor ya da bu şekillerin etrafında inşa ediliyor. Yüzlerin ve bedenlerin ifadeleri kadar, cömertçe kattığım beyazların, siyahların, grilerin ve renklerin şekilleri de önemli. Renklerimin yeniden işlendiği her küçük fotoğraf parçası başlı başına bir sanat eseridir ve başkalaşmış diğer fotoğraf parçalarıyla birlikte resmin tamamında yerini bulur. Bu fotoğraf parçaları genellikle küçüktür, pek görünmez ve kısmen boyayla gizlenmiştir. Bu, kesinlikle birinin ya da bir grup insanın narsisizmini öne çıkarmak ya da herhangi birini mitolojik bir kahraman olarak ele almak meselesi değil. Bu bakımdan benim pratiğim, ataerkil kapitalizmin “büyük adamları kutlamak” ya da tam tersine “küçükleri” manzaraya yerleştirmek için istismar ettiği portre sanatından ayrılıyor.





“Ölümlerimize Rağmen Güneş”, (2013)

Şu anda bir müzede bulunan “Ölümlerimize Rağmen Güneş” (2013) adlı eserine dikkatlice bakınca vapurun direğinde babanın portresini görüyoruz.
Birçok resmimde eski İstanbul Şehir Hatları vapurları yer alır. Vapurlar bizi şimdi ütopik görünen korkunç geleceğe değil, Walter Benjamin’in hayal ettiği “tarihin mağluplarının haklarının korunacağı” bir geleceğe götürüyor. Geçmişin oksijeni olmadan yükselen sağlıklı rüzgârın kokusunu soluyamayız.
Bir resmimde vapurun ve içindeki heybetli ve rahatsız edici kargonun stratejik noktalarına üç küçük fotografik görsel yerleştirdim. Ancak bu görüntüler ilk bakışta neredeyse hiç görülemiyor. Ana direğin üzerinde babamın gençlik resmi yer alıyor. İkinci Dünya Harbi sırasında Aşkale’deki kampta zayıflamış ve yarı sağır ve topal kalmış durumda. Buna rağmen, benim için değerini kaybetmemiş olduğunu vurgulamak istedim.

Başka bir vapur resminde (Vapur ve Dr. Freud’un Tuhaf Piposu, 2006) Freud’u, ilk gençlik aşkın Simon’u ve diğer gençlik arkadaşlarını görüyoruz…
Ben gençliğimde yazların büyük bir kısmını Büyükada’da geçirdiğimden bu eserdeki vapur bir ada vapuru olarak ortaya çıktı. Resimde fotoğraflarla İbranice olarak “Lehayim Le Simon Telvi” yazısı da yer alıyor. Freud piposu ile görünüyor çünkü o da Simon Telvi gibi tiroid nedeniyle vefat etmişti. Aslında onu öldüren kanser, Naziler ile gelen faşizmdi.
Resimlerde yer alan diğer arkadaşlarımın bazıları şimdi Türkiye dışında yaşıyorlar. Onlarla geçirdiğim zamanlar benim için çok kıymetli. Bu şekilde geçmişe saygımı da ifade etmek istedim. Belki bu sadece benim hayat hikayem ama herkesin hayat hikayesi tarihin bir parçasıdır ve ben tarihe iz bırakmak istedim.




Linet & Moris Şaul

Bir de soprano Linet Şaul’un fotoğraflarının yer aldığı eserlerin var (2009). Bunlar hakkında neler söylemek istersin?
İzmir’den Moris Şaul, eşi Linet Şaul’e sürpriz doğum günü hediyesi olarak benden 10 adet 30x25 boyutunda resim yapmamı istedi. Sonra bana 40 adet kadar eşiyle ilgili çocukluğundan yetişkinliğine kadar görüntüleri içeren kâğıda basılı fotoğrafı posta ile gönderdi. Ben de tüm gönderdiği fotoğrafları keserek kolajla resimlerime yerleştirdim.
Aynı yöntemle sipariş üzerine yaptığım yüzlerce eser var. Bu kişiye özel resimlerin fotoğraflarını kimseyle paylaşmıyorum. Onlar arşivimdeler. Ancak Linet ve Moris Şaul çiftinin izinleri ile bu sefer Şalom okuyucularına sundum. Kendi fotoğraflarım ile aile fotoğraflarımın olduğu resimlerimin bir kısmı ise müzelerde, galericilerde ve özel koleksiyoncularda bulunuyor.

Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler [email protected] adresinden Ody Saban ile iletişime geçebilirler.