Sanattan kültüre, siyasetten tarihe... Kendinizi yeniden keşfedin

Sanattan kültüre, siyasetten tarihe... Kendinizi yeniden keşfedin
SÖYLEŞİ

Sanattan kültüre, siyasetten tarihe... Kendinizi yeniden keşfedin

Ester ve Esra… 2 arkadaş ve artık 2 ortak… Yıllardır katıldıkları ilham verici kurs deneyimlerini kendi yerlerinde, bazen sanatın savurduğu İstanbul’da farklı bir durak noktasında ve elbette pandemi dönemi ile bazen online olarak L’Atelier markası altında hayata geçirmenin heyecanını duyuyorlar.

Siz de hayatınıza ilham, keyif ve yenilik katmak istiyorsanız, L’Atelier’in yaratıcıları ve kurucuları Ester Pardorokes ve Esra Kohen’i yakından tanıyarak ilk adımı atabilirsiniz…

Ester ve Esra kimdir? Üç cümle ile kendinizi tanıtın desem…
Ben Ester, İzmirliyim ve Fransızca öğretmeniyim. Saint Joseph’ten itibaren Fransızca eğitimi aldım. İsmimizin Fransızca L’Atelier olmasında da bunun etkisi var.
Ben Esra. Boğaziçi Üniversitesi İşletme mezunuyum. Yapı Kredi Bankası’nda 12 sene Dış İlişkiler ve Yurtdışı İştirakler’de çeşitli kademelerde yöneticilik yaptım. 

Hayatta Ester ve Esra’nın yolu nasıl kesişti? L’Atelier nasıl doğdu?
Gittiğimiz bir kursta yani tutkunu olduğumuz yolda kesiştik ve 7 sene önce L’Atelier’i kurduk, galiba bizi birleştiren de ortak yönlerimizin çok olması. İkimiz de bilgiyle beslenmeyi seviyoruz. Boş zamanlarımızı kendimizi geliştirerek değerlendirmek istiyoruz. L’Atelier öncesi birer katılımcıydık ve öğrenmekten geri kalmadığımız için hala da kendimizi katılımcı olarak varsayıyoruz.

Neler size ilham veriyor?
Okuduğumuz, gördüğümüz, hocalarımızın anlattıkları ve dünyadaki olup biten her şeyden kısaca gündem ve güncel olan her şeyden ilham alıyoruz.

L’Atelier dışında farklı bir meslekle ilgileniyor musunuz? Nedense günümüzde sanatla ilgili işlerde böyle bir beklentide olunuyor.
Etiler’de kurduğumuz L’Atelier’de değişik kültür, sanat, politika derslerini organize ederek eğitim küratörlüğü mesleğini yapmaktayız. Mesleğimiz bizim için hem iş hem de hobimiz, tüm zamanımızı alıyor, bu yüzden sadece L’Atelier ile ilgileniyoruz.

Genelde sanat denilince sosyal sorumlulukla özdeşleşir. Sosyal sorumluluk adına bir katkınız var mı?
Bize öğrenme isteğiyle gelen herkese açığız; şu anda teknoloji sayesinde Türkiye’nin her yerine ulaşabilme lüksümüz var, bu avantajı mümkün olduğunca kullanıyoruz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen tüm talepleri geçen sene bu sayede karşılayabildik, bundan da çok mutluyuz.

İstanbul’da sanatın kalbi genelde şehrin merkezlerinde atarken ve sanat mekânları, Nişantaşı, Beyoğlu çevresinde konumlanmışken, neden Etiler semtini tercih ettiniz? 
Bizler Etiler ve Emirgân taraflarında oturuyoruz. Zamanında Nişantaşı ve Beyoğlu’ndaki kurslara giderken trafikte çok zaman kaybettiğimizi ve park sorunuyla baş ettiğimizi farkına vardık.
Yaşadığımız yerlerde gidebileceğimiz kültür-sanat platformu olmadığını biliyorduk. Yakın çevremizin büyük çoğunluğu da Etiler’de ikamet ettiğinden, 2. köprünün de ayağında sayıldığımızdan Anadolu yakasına da yakınlık ile tercihimizi bu yönde kullandık. Nitekim Beykoz, Acarkent’ten de gelen çok katılımcımız var...

Arkadaş hatta bunun ötesinde dost olmanızın ortaklık ilişkinizde ve beraber çalışmasındaki etkisi nedir?
İki arkadaşız ancak aynı zamanda iki farklı karakteriz. Benzerliklerimiz ve farklılıklarımızdan bir sinerji çıkarmayı başardık. Birbirimizi bulduğumuz için ve bu sinerjiyi yakalayabildiğimiz için çok şanslıyız. Bunun L’Atelier’nin başarısındaki payı büyük. Her ikimiz de L’Atelier’nin her şeyi ile birebir ilgileniyoruz; gerek katılımcılarla ilişkilerde, gerek finans konusunda gerek sosyal medyada... Yani L’Atelier’deki her şey iki kişinin ortak bakışının bir sonucu.

L’Atelier’de kimleri dinleme fırsatı bulabiliriz?
Bizim en büyük başarımız tam da o gün sizin neyi duymaya, öğrenmeye ihtiyacınız varsa onu en doğru kaynaktan size sunmak, değişken ihtiyaçlara hızlı adapte olmak. Bunu zaman bize ve katılımcılarımıza gösterecek. Bir de tabii olmazsa olmazlarımız var, onlara da devam.

Normalleşme döneminde olsa da var olan Pandemi dönemi sizi nasıl etkiliyor? Online / offline mecralarda eğitimlerinizi ve katılımı yorumlar mısınız?
Biz pandemiden daha güçlü çıktık çünkü zamanını daha faydalı, kendini geliştirmek için kullanmak isteyen bir kitleye hitap edebildik. İstanbul dışına hatta Türkiye dışına teknoloji sayesinde ulaşabildik, katılımcı sayımız arttı. Çok fazla teşekkür aldık, katılımcılar kazanımlarından mutlu oldular, bu da bizi ayrıca mutlu etti.

Türkiye’de yoğun bir gündem akışı ve sanatla ilgili gerçekten adeta yelpaze gibi konu varken, eğitimlerinizi planlarken talebe ya da gündeme göre yönlendirme yapıyor musunuz?
Bu soruyu detaylı olarak yanıtlamak isteriz. Biz neyi öğrenmek istiyoruz, neye merakımız var, nerede eksiğimiz var ona bakıyoruz. Bir de tabii en çok bizi hangi konular ve konuklar heyecanlandırıyorsa önceliğimize alıyoruz.
Gündemi takip ederek, gelen talepleri ve önerileri de değerlendirerek sezonun bütün derslerini konularını bizler belirliyoruz. Tabii ki en önemlisi kendimize şu soruyu soruyoruz: ‘Biz bu dersi alır mıydık?’ ‘Bu kursa gider miydik?’
Konuları hocalarımıza sunuyoruz, onlar da bizlere 8 aylık program çıkarıyorlar...
Aynı üniversite gibi...
Biraz iddialı bir cümle söyleyeceğiz: Bizler İstanbul’un en eski kursiyerlerindeniz. Katılımcılarla empati yapmamız çok kolay... Şimdi işin bu tarafında mutfağındayız...
Örneğin, dünyadaki politik ve siyasal olaylar her gün gündemdeki ilk haberler oluyor.
Bugünü ve dünyada olup bitenleri anlamak için siyaset tarihi bilmek gerekiyor. Soli Özel ile Dünya Siyaseti dersinde Dünya Tarihini, geçmişteki olayların nedenlerini ve günümüze yansımalarını öğreniyoruz.

Temanız olan konulardan ve buna bağlı olarak konukların seçim sürecinden biraz daha bahsedelim. Son zamanlarda en çok merak edilen konuklar kim ve konular neler?
Her daim siyaset ve ekonomi merak ediliyor çünkü bilinmez ve değişken. Onun dışında sanat ve müzik pandemi döneminde herkese iyi geldi.
Günümüzde birçok yeni müze, galeri ve sanat fuarlarının açılması ile sanat tarihine ilgi çok arttı.
Feride Çelik hocamızın duru anlatımıyla bu sene 1970’den günümüze Türk Çağdaş Sanat Tarihi’ni işleyeceğiz. Bu sezon ikinci sanat tarihi dersi de koyduk.
Arda Can Özsu ile birçoğumuzun anlamakta güçlük çektiği Çağdaş Sanat Tarihi’ni, Avrupa ve Amerika’daki gelişimini aşama aşama göreceğiz.

Yakın planlarınızda neler var? Başka kimlerle tanışacağız?
Sürprizler olacak tabii ki, ama birini burada söylemiş olalım.
Bu sene ‘İstanbul Şehir Hikâyeleri’ diye yeni seminerler dizisine başlamıştık. Arda Can Özsu ve Fırat Şenol, iki sanat tarihçisi, kendilerine özgü anlatımlarıyla İstanbul’un çok sesli, çok kültürlü ve çok milletli dünyasını birbirinden farklı hikâyelerle kentimiz belleğine ışık tutuyorlar. O kadar sürprizli hikâyeler var ki... Bir anda 19. yy. sonu ile 20. yy. başlarına ışınlanıyorsunuz...
Bu dönem, İstanbul Hikâyelerine, İzmirli katılımcılarımızın isteği ile İzmir Şehir Hikâyelerini de ekleyecekler... Merakla bekliyoruz...

Siz de ders veriyor musunuz?
Yok hayır, biz kursiyerliğe, öğrenmeye hiç bıkmadan devam...

Günümüzde öğrenme, eğitim süreci de oldukça hızlandı. Kitaplar bile sesli dinlenebiliyor. Kimimizin uzun öğrenme süreçlerine tahammülü kalmadı. Bu minvalde düşünecek olursak, tek seferlik seminerler / workshoplar mı, yoksa seri halindekiler mi daha çok ilgi çekiyor?
Pandemi döneminde insanların kendilerine ayırdığı ve evde geçirdikleri zamana paralel olarak seri halinde olanlar daha ilgi çekti. İlginç bir yanıt verdik belki ama bu devamlılık ve süreklilik bizi de memnun ediyor.

Geziler de düzenlediğinizi, farklı sanat rotalarında yolculuk yaptığınızı biliyorum. Bu turlara, seyahatlere ilgi nasıl?
Gezmeyi seviyoruz, yeni dönemde de bolca gezmek istiyoruz, çünkü öğrenerek gezmek ayrı bir keyif ve ihtiyaç hepimiz için.

Yurtdışından, konseptinden ilham aldığınız sanat okulları var mıdır?
Takip ettiklerimiz var, özellikle çağdaş sanat konusunda; belli başlı müzeler ve sanat olayları sürekli radarımızda.

Şalom Dergi okurlarına mesajınız var mıdır?
Öğrenmeyi okul yıllarında bırakmamalıyız, bu şans halen var! Biz öğrenme heveslilerine L’Atelier’de ilgi alanlarına yönelme fırsatı vaat ediyoruz ve bunun için geç kalmadıklarını söylüyoruz. L’Atelier’de kendilerini yeniden keşfedebilirler.
Bilgi ve iletişim için bize eposta gönderebilir ve Instagram hesabımızdan takibe alabilirler. Ayrıca Eylül programımızı paylaşmaktan ve Şalom Dergi okuyucularını aramızda görmek memnuniyet duyarız.
latelieres@latelieres.com
Instagram: latelier__