Alakok: ne katı ne sıvı; ne yarım ne tam…

Alakok: ne katı ne sıvı; ne yarım ne tam…
SÖYLEŞİ

Alakok: ne katı ne sıvı; ne yarım ne tam…

Son yıllarda özellikle doğala ve doğaya dönmenin, organik ürünlerin ve geri dönüşümün hayatımızdaki önemi hızla artmaya başladı. Mutlu bir yaşama duyduğumuz özlem ise bizleri farklı arayışlara yönlendiriyor. Doğanın değeri ve sürdürülebilirlik kavramının önceliği gündemimizin önemli başlıkları arasında yer alırken, “çiçeği burnunda” tasarımcı Şeyla Arditti Aykın, ALAKOK markası altında meyve ve sebze atıklarını objelere dönüştürerek bu konuda farkındalığın yükselmesine katkıda bulunuyor. Şeyla ile, ürünleriyle katıldığı, 8-17 Ekim tarihleri arasında Zorlu’da düzenlenen Eco Love Fest’te keyifli bir sohbet gerçekleştirdik… 

Şeylacım kısaca projenden bahseder misin?
2016 yılından beri doğada kendiliğinden çözünebilen tasarımlar yapıyorum. Kahve posası, çay posası, meyve ve sebzelerin atıklarından ileri dönüştürdüğüm tasarımları Alakokolarak adlandırdığım bir platform üzerinden meraklılarına sergiliyorum.  

Niçin “Alakok”?
“Alakok” aslında Fransızca bir kelime. Türk Dil Kurumu sözlüğüne de girmiş olan bu sözcüğün anlamı ise “rafadan yumurta”. Adından da anlaşılacağı gibi ne katı ne sıvı; ne yarım ne tam bir hal durumudur alakok. Kendine özgü çizgilere sahip mükemmel olmayanı sevme, onu kendi haliyle olduğu gibi görmenin güzelliği felsefesi ile yola çıkan ve hayal gücü ile süslenip somutlaşan bir oluşum.



“Alakok” tasarım ürünlerinin en büyük özelliği nedir?
Atıkları kullanarak oluşturduğum bu ürünler doğada kendi haline bırakıldığı zaman biyolojik olarak parçalanabiliyorlar - yani biodegradable. Tabii katkısız, doğal yapıları itibari ile de, oluşturduğum bu ürünler sıvı ile temasa uygun değil.

Aslında, her bir Alakok ürünü, birer ileri dönüşüm projesi. Çünkü işlevselliğini yitirmiş, amacından farklı olarak kullanılabilen meyve, sebze kabuğu ve posalar birer dekoratif objelere dönüşüyor. Çanak, tütsülük, mumluk, çerezlikler doğal karışımların renklerini taşıyor.

Tasarımlarında kullandığın meyve ve sebze atıklarını nereden, nasıl temin ediyorsun?
Yaklaşık 5 yıl önce başlattığım bu oluşum hala gelişmekte ve duyarlı markalarla birlikte büyümekte. Tasarımlarımda kullandığım atıkların bir bölümünü, iş birliği içinde olduğum bazı kurumlardan temin ediyorum. Ürünlerimi hayata geçirirken nitelikli kahve dükkânı Coffee Department’ın kahve posaları, Arnavutköy’de bulunan Le Fika mutfağından artan muz kabukları, Bom Dia Alaçatı’nın avokado kabukları gibi işletme ve evsel gıda atıklarını doğal malzemelerle harmanlayıp şekillendiriyorum.


Atıkları objeye dönüştürme fikri nasıl doğdu?
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama bölümünde okurken forecast tasarım platformlarından birinde “yenilebilir su projesi” ile karşılaşmıştım. Bu projede, plastik kaplara artık ihtiyaç kalmayacağından, yenilebilir paketlemenin hızlanacağından bahsediliyordu. Çok ilginçti. Ben de plastik ambalajlar ve alternatifleri hakkında ne bulduysam okudum ve çok etkilendim. “Acaba ben de yapabilir miyim?” diye kendi kendime sormaya başladım. Ve nihayetinde amatörce, evde denemeler yapmaya başladım. Denemelerim zamanla daha da gelişti ve bu tasarımlar artık evde kendime ve tanıdıklarıma hediye olmaktan çıkıp daha geniş kitlelere, sevenlerine ulaşmaya başladı. Geliştirdiğim özel bir yöntemle, meyve ve sebzelerin atıklarından, doğada kendiliğinden çözünebilen ürünler ortaya çıkarmaya başladım. Kimyager değilim, sadece malzemeleri karıştırmayı seven meraklı bir tasarımcıyım. Doğaya ne kadar katkı sağlarsam o kadar iyi diye düşünüyorum.

Çevrenden nasıl geri dönüşler alıyorsun?
Ne mutlu ki, ailem ve arkadaşlarım bu projeyi büyütmem konusunda bana çok destek oluyorlar. Ürünlerime her yaş grubundan ilgi alıyorum; özellikle de veganlardan. Alakok’a gelen güzel geri dönüşlerden, insanların artık daha az atık ve doğayı iyileştirme adımları konusunda daha fazla sorguladığını düşünüyorum. Artık konu salt estetik kavramının ötesinde, “dünyaya neler katıyorsun” sorusunu da beraberinde getiriyor kanımca.

“İklim krizinin karşısında siz neler yapabiliyorsunuz? Sofrada ne kadar tuzunuz oluyor?” Şahsen ben artık bir şeyi alırken, bunu iki kere düşünüyorum. Benim gibi, bu konuda duyarlı insanların arttığını görünce mutlu oluyorum. Sektördeki birçok ileri dönüşüm projelerini destekleyen markaların da artması, farkındalığın yükselmesini sağlıyor. Örneğin, çevremdeki pek çok kişi, evsel atıklarını kullanma alternatifi arayışına girdi.

Alakok ile karşılaşan bazı işletmeler bu projeme katılmak istediklerini ilettiler. Bu, ticaretten öte, aynı zamanda bir sosyal sorumluluğun da bir parçası. Bence bir kere sorguladınız mı artık, geri dönüşü olmuyor. Bu sebeple Alakok kendi alanında çözümler üretmeye, atığı azaltmaya destek olacak tasarımlar geliştirmeye devam edecek. Biz gelecek için heyecanlıyız, yeni ürünler yolda.