Ünlü bir yazar, şair, gazeteci, besteci, şarkıcı, “stand-up” sanatçısı, komedyen, bilge…
Doğduğu topraklarda ulusunun kuruluşunun canlı tanığı…
Şarkı sözleri ülkenin birçok noktasında taşlara kazınmış…
Sürekli değişim içindeki İsrail folk ve pop müzik kültürünün ahenginde şiirsel bir yansıma…
Zorlu bir mücadele ertesinde Yoram Taharlev yaşama veda etti.

Karmel Dağları’nın kuzey doğu yamaçlarındaki topraklara ulaşmış ilk yerleşimciler tarafından kurulmuş, Yagur Kibutzu… Kurutulmuş bataklıklarla çevrili… Kishon Nehri kıyılarında… Oraya, o tarımsal yerleşkeye ilk ulaşanlar, öncüler arasında bir kadın Yaffa Yitzikovitz, bir de erkek şair-yazar Haim Taharlev… Her ikisi de Litvanyalı.

Oğullarının doğumu, İsrail’in kuruluşundan 10 yıl kadar önceleriydi. Yoram Taharlev

Taharlev’in kaleme aldığı şarkıları ile besteleri, başta İsrail Şarkı Festivali olmak üzere, Eurovision Şarkı Yarışması ve benzeri festivallerde, yarışmalarda duyuldu.

Birçok şiir ve şarkı kitabının da yazarı…

Çağdaş İsrail kültürünün ve ahlaki değerlerinin temel direklerinden biri olan Taharlev’e göre mizah, yaşamda ve yaratıcılıkta çok önemli bir bileşen - mizahsız bir hayat düşünemez.

O, tüm gücüyle sürekli gülmeceyi arayan, kendini fazlaca ciddiye almayan bir edayla yepyeni bir Yahudi kimliği geliştirme peşinde.

Mutlu-mutsuz anlarda… Kalabalıklarda-özellerde… Toplantılarda, bir aradayken dostlar, Taharlev’den alıntı kullanmaksızın sohbetleri sürdürmek olası değil iken…

Şarkıları, önde gelen İsrailli besteciler tarafından besteleniyor, önde gelen yorumcular tarafından seslendiriliyor.

Askerliği esnasında, ordudaki görevi gazetecilikti. Sonralarında ise savunma bakanlığının yayıncılığını uzun yıllar sürdürdü. Yüzlerce şiir, şarkı, çocuklara kitaplar ve Yahudi bilgeliği konulu çalışmaları yayınlandıysa da her daim “kurulu bir iş” sahibiydi, gazeteci veya editör olarak. Çünkü ailesinin geçimini salt ilham kaynağına dayandırmayı her zaman reddetti. 

***
Uzakta bir kibutz, sonrasında da Tel Aviv’in sanat ortamı, bohem sahnesi…

Taharlev’e “Anneni mi, babanı mı daha çok seversin” gibisinden, “Hangi şarkını diğerlerinden daha çok seversin?” diye sorduğumda yanıtı şöyle gelmişti…

“Hiçbir tarza ait olmayan şarkılar, en çok sevdiklerim… Örneğin, gazetecilik günlerimde Ramle’de rastladığım bir marangozu konu edindiğim şarkı: Peygamber İlyas (Eliyahu) için bir iskemle imal ediyordu. O şarkı Şabat şarkılarının içinde yer aldı. O güne değin sadece Tevrat zamanlarının veya modern çağın kahramanlarından oluşuyordu, şarkı sözlerim.

En çok etkilendiğim deneyimlerden biri ise bir aşk şarkısını takip edeni oldu:

Tam savaş sonrasıydı. Arkadaşlarının çoğunu savaş alanında yitiren yaralı askerlerin tanıklıklarını taşıyan dizelerim…
Uzun yıllar sonra, bir benzin istasyonundayım. Genç bir adam bana yaklaşıyor ve şöyle diyor:

Size teşekkür etmezsem kendimi affedemem… Birliğindeki arkadaşlarını kurtarmak için kendini feda eden babam Eitan için bestelediğiniz şarkı…

 ‘Ama sen o zaman çok küçüktün sanırım,’ diye yanıtlıyorum, şaşkınlıkla.

Evet,’ diyor, ‘babamı kaybettiğimde altı yaşındaydım.’”

***

II. Dünya Savaşı esnasında adeta bir yangın yeriydi, Avrupa.

…Ve oradan akın eden mültecilerden ulusça çok etkilenmişlerdi. Mesela, Yoram’ın anne-babası kendi kimlik belgelerini yakmış ve dağılmaya ramak kalmış teknelerle Holokost’tan, daha doğrusu cehennemden kaçarak gelen mültecilerin arasına karışmışlardı.

Öylesiydi o günler… Yerel halk yeni gelenlerin arasına karışırdı; İngilizler yenilerle kibutzdan olanları ayırt etmesin diye… Böylece yeni gelenler geri yollanmaktan kurtarılırdı.

Karmel Dağları’ndaki karanlık gölgelerin hareketlerini, gizlenişlerini anımsıyordu, şair.

Daha sonra şöyle yazmıştı, Yoram Taharlev:

Aç olan bulacak burada somun ekmeğini

Susamışı, bulacak kuyudan suyunu

Barınağı göçen kapıyı açıp girebilir, kalabilir ebediyen, burada…”

İsrail Büyük Ödülü sahibi A. Cohen, ona şöyle sormuştu:
Karmel Dağları’nda doğduğu kibutz hakkında hayranlıkla söz eden, erotik ve esprili aşk şiirleri yazan, Tevrat’ın başkişilerini konu edinen, günlük sıradan yaşam deneyimlerini dillendiren Yoram Taharlev, bütün laik şairler ile şarkı yazarları arasında en çok ‘Yahudi’ olanıdır. Bu nasıl oluyor?”

Taharlev’in yanıtı şöyle gelmişti:
Öncelikle ben neslimizi ‘Tevrat Kuşağı’ olarak adlandırıyorum. İsimlerimiz Tevrat kahramanlarının adları… Gezilerimizi tarihi kutsal mekânlara yaptık… Tevrat’tan bölümler ezberlemeye ve Tevrat’taki tarım bayramlarını kutlamak zorundaydık”…

***

Zengin ve şiirsel İbranice, açık fikirliliği ve bilgeliğinin özgün sözleriydi, Yoram’ın dizeleri. Laik bir insandı. Kitapları büyük bir tutkuyla, hayranlıkla okuyor ve onlar hakkında yazıyordu. Altın Çağ’ın açık fikirli şairlerini, yasa yorumcularını, düşünürlerini (hatta erotik olanlarını), bilgelerini ve yazarlarını takip ediyordu.

Yazılarımın Yahudiliğe laik bir izleyici kitlesi sağladığı inancımdayım. Gelenekselden, Antikiteden ve kutsaldan arta kalmış… Yahudiliğin etik, ahlaki ve binlerce asrın bilgeliğinin derinliklerinden ve güzelliklerinden etkilenerek…” Mizahi ve güncel bir yazım tarzı kullanırken insanlar kendilerini köklerine, aidiyetlerine daha yakın hissedebiliyordu.

Son yirmi yıldan bu yana 500 kadarı bestelenmiş, yüzlerce şarkı sözü yazdıktan sonra sadece Yahudi bilgeliği içeren kitaplar yazdı. Simhat Tora (“Tevrat’ın Sevinci”, 2014’te yayınlandı) gibi...

Tevrat’tan sadece öğreti değil, sevinç de üretmeliyiz inancını taşıyordu.

İsrail toplumu hakkında düşündüklerine gelince… Tartışmaların ve anlaşmazlığın, temelde Yahudilerin taşıdığı dinamiklerine ve yaratıcılıklarına katkıda bulunan bir özellik olduğu inancını taşıyordu. Bir iPhone bağımlısıydı ve kendinden binlerce kilometre ötedekilerle satranç oynuyordu. Son iki kitabını, bir parkta veya pastanede, küçük bölümleri iPhone’umdaki notlara kaydederek yazdı. Sadece editörlüğünü kâğıt üzerinde yaptı. Bu gelişmeyi genç neslin doğa bilincine katkıları ve insanlığın geleceği açısından olumlu bir toplumsal yaklaşım olarak addediyordu.

Dindar toplumlarda kadın olmak, nasıl bir şeydi?
Yanıtı şöyle gelmişti: İnanıyorum ki, kapalı dindar toplumların içinde bile açıklık ve devrim, zor şartlara rağmen, çalışan kadın vasıtasıyla gerçekleşecek. Şiirlerdeki benzersiz seslerine tanıklık ederken… Onların kız evlatlarını korurken, geleneksel olmayan işlerde para kazanırken, çiçek açan dindar kadınlar öylesine sahne alıyor ki, hemen oracıkta kutsal ineği öldürme özgürlüklerine sahip çıkıyorlar. Yaratıcılıkları, cesaretleri, özgünlükleri ve çok çalışmaları öylesine hayranlık uyandırıcı ki…

Taharlev’in 50 yıllık şarkı sözü yazarlığını takip ederken kişi, kadının toplumdaki yerinin ne denli değişime uğradığı konusunda da fikir sahibi olmakta. Oradan, buradan, mizahi, hafifçe şoven başlangıçlar taşıyan ifadelerden kadını güçlendiren dizelere…

Şarkı sözlerinin birçoğu Kibutz Yagur’daki çocukluk günlerinin anımsamaları. “Her Daim Yeşil Dağlar…” gibi. Şarkıları Pop veya Rock müzik türlerinde bestelendi. Bunlar aşk, vatanseverlik şarkıları, arkadaşlık veya mizahi şarkılar…
Bar-İlan Üniversitesi tarafından zamanımızın İbranice şiirinin en güçlü söz yazarlarından biri ve İsrailli şarkının yenilenmiş kültürüne anlamlı katkıda bulunduğundan Taharlev’e ömür boyu başarı ödülü kazandırdı.
2016 yılında, Hayfa Çocuk Tiyatrosu Festivali’nde gençlik kategorisinde birinciliği kazanan “İlk Öpücük” adlı oyun ile Taharlev de Hayfa Tiyatrosu tarafından tanınırlığının simgesi olarak ödüllendirildi. 

Yoram Taharlev aynı yıl, Ataların Kutsamaları Üzerine… - (Al Berchey Avot) kitabını yayınladı.

*Yoram Taharlev ile 2017’nin Mayıs’ında gerçekleştirdiğim söyleşiden alıntılarla bu büyük sanat insanını anıyorum.