Haber Fotoğrafı: International Space Station-ISS (Uluslararası Uzay İstasyonu)
20 Temmuz 1969 tarihinde yurt dışındaydım, konuk olduğum ev halkı ile birlikte siyah-beyaz TV karşısında, nasıl bir dumur hali, nasıl bir titreme, nasıl bir dudaklarımızı kemirmeydi o aya ilk adım! Yıllarca uzaktan izlediğimiz gökteki beyaz ışıklı top’a insanlık ayak basmıştı!
Aya gidiş yarışı devam etti elbette! İlk başlarda. O zamanki, SSCB ile ABD arasındaki bir rekabet iken, zaman içinde gücünü toplayan Hindistan ile Çin de bayraklarını dikti aya. Tabii bu arada başarısız seferler oldu, en kötüsü de insanlar öldü.
Beklenmedik kazalar
Rusların Soyuz 11 uzay aracı içindeki kozmonotlar dünyaya dönerken basınç kaybı nedeni ile bulundukları kapsülün içinde hayatlarını kaybettiler.
NASA’nın 1967’deki en trajik kazası Challenger adlı uzay gemisinin içinde, üstelik de uçuşlarının 73. saniyesinde ve de kameraların önünde yaşandı. Çıkan yangında ölen üç astronotun cesetleri üç aylık bir aramadan sonra okyanusta kapsül içinden toplandı.
Challenger’den sonraki en korkunç kaza, kalkıştan az sonra Columbia’dan kopan bir köpük parçasının yarattığı hasarın, mekiğin dönüşünde parçalanmasıyla yaşandı. Altı Amerikalı astronottan oluşan tüm mürettebat ve uzaya giden ilk İsrailli astronot kazada öldü.
Ha bu arada, sanmayın ki uzayda en uzun kalma rekorunu kıran SpaceX astronotlarıdır! Sergei Krikalev, şansına tam da SSCB’nin dağıldığı günlerde, MIR adlı uzay aracı içinde boşluktaydı. Birlik dağılınca onu oraya gönderenler de görevden alınmış olduklarından dönüşü ertelendi ve tam 311 gün uzayda, tabiri caizse unutuldu! İnanılmaz değil mi?
1969 ile 1972 arasında altısı mürettebatlı, sayısız aya iniş gerçekleşti, ama uzunca bir süre ABD, aya yolculuklara ara verdi. Bunun nedeni, bir yandan siyaset ve öncelikler iken, diğeri de maddi kaygılardı zira bu seferlerin maliyeti korkunçtu.
Elon Musk diye biri
Uzayın keşfi ve ileride orada bir hayat kurma düşüncesi delice bile olsa her zaman insanın hayal gücünü zorlamıştır.
Elon Musk tarafından 2002’de kurulan SpaceX, uzay taşımacılığı maliyetlerini düşürmeyi ve Mars’ın kolonileştirilmesini sağlamayı amaçlayan inovasyon fikrinin lideri oldu. Bir uzay aracının yolculuğu genellikle tahmin edilebilir ve planlanabilir bile olsa, yolculuğun zorlukları bazen beklenmedik durumlara yol açabilir. Bunlar arasında, teknik arızalar, navigasyon hataları veya beklenmeyen engeller gibi çeşitli faktörler nedeniyle “uzayda sıkışıp kalmak” da var.
SpaceX’in yeteneklerini vurgulayan önemli olaylardan biri, Mayıs 2020’de astronotları Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) başarıyla taşıyan Crew Dragon Demo-2 misyonuydu. International Space Station (ISS) ile başarılı bir şekilde kenetlendikten sonra, Crew Dragon, kalkışını ve Dünya’ya geri dönüşünü dikkatlice yönetmek zorundaydı. Bunu da sağlam izleme ve iletişim sistemleri kullanarak başardı. SpaceX, bir sorun çıktığında acil durum planlarını hızla uygulayabilir, böylece uzay aracının diğer yörünge modülleriyle buluşmasını veya güvenli bir dönüş sağlamak için yörüngesini ayarlamasını sağlayabilecek durumdadır.
International Space Station-ISS (Uluslararası Uzay İstasyonu)
Bu istasyon, insanlığın uzaydaki evi ve dünyanın yaklaşık 400 km yukarısında yörüngeye sabitlenmiş bir araştırma istasyonudur. Uzay yarışı 1970’lerin başında sona ererken, ABD ve SSCB uzayda çeşitli potansiyel iş birliklerini düşünmeye başladılar.
International Space Station-ISS içi
Bu istasyon da böylesi bir iş birliği imajı olarak NASA (ABD) Rusya, Avrupa, Japonya ve Kanada katılımı ile hayata geçirilen bir proje ürünüdür. Başlangıçta bir laboratuvar, gözlemevi ve fabrika olarak planlanmışken, bilahare ticari, diplomatik, eğitim gibi amaçlarda kullanılmaya başlandı.
İşte, Butch Wilmore ve Sunita Williams, içinde tam 286 gün kaldıkları bu istasyona, ilk mürettebatlı test uçuşunun bir parçası olarak Boeing’in CST-100 Starliner uçağıyla gelmişlerdi. İki aydan fazla süren araştırmanın ardından NASA, Wilmore ve Williams’ı Starliner ile Dünya’ya geri göndermenin çok riskli olduğuna karar verdi. Öyle olunca da Boeing uzay aracı 7 Eylül 2024’te mürettebatsız olarak geri döndü.
Sunita Williams ve Butch Wilmore
Peki astronotlar neredeyse dokuz ay boyunca ne yiyip ne içtiler?
Uzay istasyonları aynı zamanda bir ilkyardım, bir ikmal merkezi gibidirler. Elbette ki, burada buzdolabı olacağını beklemiyorsunuzdur? Besinler yer çekimsiz ortamlarda dehydrated (suyu alınmış) toz şeklinde muhafaza edilirler. Çorbalar, güveçler ve haşlamalar ISS’nin 530 galonluk tatlı su tankının suyu ile yeniden sulandırılır. Uzay şartlarında besinlerin lezzeti de kaybolduğundan, baharat oranları arttırılarak onlara lezzet kazandırılır. İstasyon ayrıca astronotların idrarını ve terini, tüketim için tatlı suya dönüştürüyor.
Eylül 2024 gibi, SpaceX Crew kapsülü, bir NASA bir de Rus astronot getirip istasyona kenetleniyor. Ancak, istasyona onların yerini alacak dört astronot gelmeden, onlar geri dönemezdi. Nihayet komutan Butch Wilmore ile pilot Sunita Williams iki aylık bir çalışma yapacakken, dokuz ay sonra, onları almaya gelen diğer iki astronotla birlikte, 18 Mart 2025’te SpaceX Crew-9 uzay aracına bindiler ve sağ ve salim olarak Florida açıklarında, kapsülü uygun bir şekilde denize indirecek dört paraşüt yardımı ile kendilerini karşılamaya gelen yunusların arasında denize indiler.
Dönüşte yunuslar kaşıladı
Ya sonra?
Bundan sonraki ilk mürettebatlı yolculuk, Artemis III, halen bazı sorunların üstesinden gelmeyi bekleyen araştırmalardan dolayı 2027 ortalarından önce havalanamayacak.
Sonuç olarak, “Uzayda sıkışıp kalmak” zorluk ve umutsuzluğu çağrıştırsa da gerçek tam tersidir. Yenilikçilik ruhunu, uyum sağlama yeteneğini ve insan ruhunun dayanıklılığını sembolize eder. SpaceX mümkün olanın sınırlarını zorlamaya devam ederken, alınan dersler gelecekteki keşiflerin yolunu açacaktır. Her uçuşla uzay hayali daha somut hale gelirken, gelecek nesillere yıldızlara bakmak ve bilinmeyeni iyimserlik ve kararlılıkla kucaklamak için ilham veriyor.