Çizginin büyülü dünyası: illüstrasyon

Çizginin büyülü dünyası: illüstrasyon
Anı & Nostalji

Çizginin büyülü dünyası: illüstrasyon

Yaşıtım tüm çocuklar gibi henüz okuma yazma bilmediğim zamanlarda, anneannemin kucağına oturup bana okumasını heyecanla beklediğim Ayşegül dizisinin illüstrasyonlarını ne çok severdim. Her detayına ince ince bakar, yalnız kaldığımda bu resimlere kendi hikâyelerimi anlatırdım.

Aynı dönemlerde, şimdi “pop up” denilen, sayfalarını çevirdikçe içinde kırk kat saraylar açılan, bu sarayların parmaklarımın ucu ile okşadığım basamakları olan üç boyutlu Cinderella kitabını annem yurtdışından getirmişti. Bu kitapların sayfalarının köşesindeki dilleri çekince, resimlerinin değişmesi, küçük yaşımda bana büyük bir hayal dünyasının kapılarını açıyordu. Mesela Cinderella’nın eski püskü ayakkabısı, sayfanın köşesindeki dili çekince prensin ayağına giydirdiği o güzel prenses ayakkabısı oluveriyordu!

İllüstrasyonların yer aldığı kitapları topluyorum
Kibritçi Kız, Mutlu Prens gibi dünyanın tüm çocuklarının okuduğu masallardaki farklı illüstratörlerin desenlerini incelemeyi, kimini kendime daha yakın hissetmeyi severdim. Hâlâ Kırmızı Başlıklı Kız masalının çeşitli illüstratörler tarafından yapılmış yorumlarını arıyor, buluyor ve mutlu oluyorum. 19. yüzyılın sonunda doğan Fransız sanatçı Edmund Dulac’ın Hayyam, Shakespeare, Brontë, Yeats eserleri için yaptığı illüstrasyonların yer aldığı kitapları topluyorum.

Edmund Dulac'ın Hayyam Rubiyat için çizimi 

Şimdi geriye baktığımda, henüz harflerden yaşantı kuramamış küçük Aslıhan’a bu resimli kitapların ne kadar da tatlı tesir ettiğini görüyorum. Bu öyle bir tesir ki, saldığı kök her geçen gün güçlendi ve güçlenmeye devam ediyor.

Desenlere olan ilgim
Desenlere olan ilgim çocukluk kitapları ile başlamıştı ve ailemin büyüklerinden gelmiş kartpostal koleksiyonunun sayfalarında genişledi; o kartpostallardaki çiçekler arasında dolaşırken mutluluktan uçtuğumu hatırlıyorum.
İllüstrasyon sevgimin bir başka kaynağı da, salonumuzun duvarlarında asılı, İstanbul’un işgal senelerinde Hassan kalem adı ile Fransız bir subayın, dönemin önemli şahıslarını çizdiği taşbaskı resim koleksiyonumuzdur. Osmanlı Paşaları, Pier Loti, yabancı askerî ve sivil görevlilerin yer aldığı bu resimlerde İstanbul’un şimdi çok uzaklarda kalmış sosyal hayatı, Büyükada’da, şehir kulüplerinde polo oynayanların, resmî davetlere katılanların sohbet anları karikatürize edilerek ölümsüzleşmiştir. Değerli tarihçi, yazar Orhan Koloğlu evimize yaptığı bir ziyaretinde, bu kişilerin bir kısmının kimler olduğunu litografların üzerine not düşmüştü. Bu koleksiyondan Büyük Klüp’te de (Cercle D’Orient) bulunmaktadır.

Ailece her zaman ilgi duyduk
Fotoğraftan ya da fotoğrafın yaygınlaşmasından önceki dönemlerdeki dergi kapakları, afişler ve reklamlar, ailece her zaman ilgi duyduğumuz bir alandı. Cheret, Toulouse Lautrec daha sonraları Erte, Rene Gruau gibi sanatçıların çizgileri, George Plank, Helen Dryden’ın Vogue dergisi için yaptıkları çalışmalar bence yediden yetmişe tüm hafızalara kazınmıştır; her yaş için ayrı bir anlam taşır. Kendi dönemlerine ait modaları, objeleri, konuları, kişisel esinlenleri ile harmanlayarak desenleyen bu sanatçıların eserlerini görmek için ailem ile birlikte yurtdışı seyahatlerimizde ne çok afiş müzesi peşinde koştuk senelerce…


Sabiha  Rüştü Bozcalı'nın Yapı Kredi için Leylek tasarımı 

İlk profesyonel kadın illüstratör Sabiha Bozcalı
Afiş, reklam deyince Yapı Kredi leylek tasarımı ile kültürel benliğimizin bir parçası olmuş Sabiha Bozcalı, kendi deyişi ile ülkemizin ‘ilk profesyonel kadın illüstratör’ü değil, aynı zamanda da ‘ilk profesyonel kadın grafik tasarımcısı’nı anmadan geçmek mümkün mü?
1903 senesinde doğan Bozcalı, Ali Sami Boyar, Feyhaman Duran, Namık İsmail ve Paris’te Paul Signac ile çalışmış; İnhisarlar İdaresi, Cumhuriyet, Milliyet, Son Havadis Gazeteleri için illüstrasyonlar ve cumhuriyetin ilk senelerinde Anadolu’da yeni gelişen endüstriyi konu alan desen çalışmaları yapmış bir kadın sanatçı!


İhap Hulusi Görey'in Kulüp Rakısı çalışması

İlklere imza atan sanatçı İhap Hulusi Görey
Türk Grafik Sanatı’nın kurucusu ve reklamcılığın ilk büyük isimlerinden İhap Hulusi Görey’i sanırım en çok Kulüp Rakısı için yaptığı çalışma ile biliriz.
Atatürk yetenekli sanatçıdan, sıcak, ilgi çekici bir Alfabe kapağı hazırlamasını istemiş, manevi kızı Ülkü ile birlikte bir süre poz da vermiş. Bu güzel alfabe kapağı 1970’lere kadar kullanılmış.

Bayer’in afiş ve etiketleri, Mısır’ın Tekel İdaresi, Devlet Demir Yolları, ünlü İngiliz viskisi John Haigh, İtalyanların Cinzano ve Fernet Branca’sının afiş ve etiketlerini de İhap Hulusi çizmiş. Ne kadar üzücü, bu kadar yetenekli, üretken ve ilklere imza atan sanatçı 88 yaşında yokluk içinde vefat etmiş.

İllüstrasyon
Türkiye İllüstratörler Derneği, illüstrasyonu: “Metinlerin ve fikirlerin tasvir edilmesi ve açıklanması amacıyla uygulanan en yaygın ‘resimleme’ türü” olarak tanımlıyor.
Hem editoryal hem çocuklar için masal ve hikâye illüstrasyonları metnin, fikrin sanat ile ifade edilmesinden dolayı Saint Exupery’nin yazıp resimlediği Küçük Prens’in fil yutmuş boa yılanı misali, metin imgeleşerek hafızlarımıza kolaylıkla ve silinmez bir biçimde işleniyor.
Ortaokulda, Sainte Pulchérie’deki ilk fen kitaplarımızın içindeki botanik illüstrasyonlar ne hoştu. Hazırlık sınıfında avludaki ıhlamur ağacı ve kestanenin anatomisi çizimleri dün gibi aklımda. Babaannemden kalma illüstre Petit Larousse ansiklopedimin içindeki gezintilerime hâlâ devam ediyorum, bazen bir ağacın arkasına saklanmış afacan Aslıhan’a rastlıyor, rahatsız etmeden geçiyorum!


Aslıhan Karay Özdaş’ın çocuk kitabı için hazırladığı illüstrasyon

İlk sevdam olan resime geri döndüm
Küçük yaşta başlayan resimle yakın ilişkim ve desene ilgim son zamanlarda bende bir seri çocuk kitabı yapma isteği olarak ortaya çıktı. Seramik çalışmalarıma pandemi döneminde ara verince, ilk sevdam olan resime geri döndüm. Çocuklarla bilgimi paylaşmak, onlara kendi sevdiğim konuları ilgi çekici bir biçimde aktarmak ve katkı sağlamak amacı, kendi çocukluk aşkım olan illüstrasyon ile birleşti. Aslında aklımda olan ile kalbimden geçeni birleştirme, iletme çabası bu… Öyle bir çaba ki, kaynağı sevgi olduğu için beslendiği yer sonsuz, hedefi çocuk zihni olduğu için ufku onların istikbali gibi açık…

Umarım, ilk sanatçı atalarımızın mağaralara yaptıkları illüstrasyonlardan başlayarak geçmişteki tüm ustaların özenle bezediği duvarların üzerine birkaç tuğla da ben koyabilir, çocukları güzel ruhunda anlamlı izler bırakabilirim.