Mara Gülerşen ve “Haz”

Mara Gülerşen ve “Haz”
Bir İnsan / Bir Dünya

Mara Gülerşen ve “Haz”

Aşk ile yoğrulanın ışıkla buluşması



Yaşama, sanatıyla, sanat felsefesiyle anlam katan seramik ustası MARA GÜLERŞEN’in özel bir seri olarak ürettiği yeni koleksiyonu “HAZ”, aşk ile yoğrulan çamurun ışıkla buluşmasını anlatıyor. Çamurdan ürettiği sanat eserlerinde barınan ışıklı giz, adeta sanatseverlerin yüreğine armağan edilmiş bir aydınlatıcı (içgörü) niteliğinde diyebiliriz. Sanatçının Naked Raku, Raku ve Sagar tekniği ile ürettiği bu özel koleksiyonda, lambader, abajur ve sehpa gibi birbirini tamamlayan parçalar yer alıyor. Beyoğlu/Galata’daki “Galeri Bu”da gerçekleşen ve 24-29 Kasım ve 1-5 Aralık 2021 tarihleri arasında iki hafta boyunca ziyarete açık olan sergiyi kaçıranlar, eserleri www.maragulersen.com web sitesinden görüntüleyebilir.

 

Mara Gülerşen
Önceliği ailesi, dostları, çamurla olan iletişimi ve iç dünyasından doğaçlama olarak ortaya çıkan eserleri paylaşma tutkusu olan Mara’nın, Yeşilköy’de toprakla iç içe geçmiş çocukluğu. Daha sonra İsrail’de yaşadığı yıllarda, okulda çok sevdiği seramik hocasından ders alırken gelecekte yüzlerce kişinin öğretmeni olmasının tohumlarını attığını bilmiyordu. İstanbul’a döndüğünde Marmara Üniversitesi Muhasebe bölümünü tamamlasa da, 1992’de seramik, hayatına yeniden girdi. Farklı atölyelerde eşsiz usta ve hocalardan eğitimler aldı. Ayrıca sanat terapi dersleri, her türlü farkındalık ve içe dönüşle ilgili eğitimlere de katıldı. Bu süreçlerde, ailesi onun en büyük destekçisi oldu. İlk tasarımı, içinden dua eden bir kadının yükseldiği bir ağaçtı. Annesinin hastalığı ve vefatı sürecinde, çamur, Gülerşen için şifa sürecini başlattı. Yas tutarken başlayan bir minik hayat ağacı adım adım büyüyerek 1. ölüm yıldönümünde annesi Suna Levi’nin anısına Ortaköy Sinagogu’nun duvarında yerini buldu. Uzun yıllar her yaştan insana seramik dersleri verdi. Birçok hastane duvarında, bakan gözlere şifa olması dileğiyle yaptığı eserleri var. Bugüne kadar, eserlerinde kadın, ağaç, göz, el ve kuşlardan ilham aldı. Geleneksel sırlama teknikleriyle birlikte dönüşüm, yükseliş, tohum, niyet, dua gibi kavramları buluşturdu. Terry Katalan küratörlüğünde, Barcelona, Londra ve Amsterdam’da da sergileri oldu. Karanlık Pandemi sürecinde ise ışığı görme ve aydınlatma dürtüsüyle “HAZ” adlı yeni koleksiyonunu oluşturdu.

 

Seramik sanatı hayatınızda nasıl bir dönüşüm yaşattı?
Çamurla çok genç yaşlarda tanıştım… Hep yakın geldi bana; sanki bir tanıdıktı. Tanıdıkça da dostum oldu. Çamurla ilişkim sürecinde öncelikle senelerce tabak çanak yaptım; ardından spiritüel yolculuğumun başlamasıyla yaşadığım hisler çamurla buluşmaya başladı. İşte tam da o süreçte çamurun içsel şifasını anlamaya başladım. Çamuru yoğurdukça, aslında kendini yoğurduğunu ve bu iletişimin ruha ve vücuda getirdiği şifayı, etkiyi fark ettim. Bu farkındalığa ek olarak o dönem, bir sene boyunca, İsraillilerden sanat terapi dersleri aldım ve bu süreci destekleyen onlarca workshop, eğitim ve çalışmalara katıldım. Senelerce çok özel usta ve sanatçıyla, farklı atölyelerde çalışma ayrıcalığı yaşadım. Kendi atölyemi açtım, birçok okulda öğretmenlik yaptım ve her yaştan yüzlerce kişiye çamurla kurduğum ilişkiyi anlatmaya çalıştım. Ders vermeye devam ederken eş zamanlı olarak birçok hastane, fabrika, otel ve ev projeleri gerçekleştirerek aynı zamanda bireysel ve karma sergilere katılma fırsatım oldu.

Bu defa, daha önceki sergilerinizden çok farklı bir konseptle buluşturdunuz bizi. Çamurun ışığa evrilmesinde Pandemi sürecinin nasıl bir etkisi oldu?
Pandemi öncesinde, uzun yıllar hem bana hem de birçok insana hizmet veren atölyemi kapatmıştım. Derken evimin bahçesinde yepyeni, ışıl ışıl bir atölyem oldu. Artık sadece tasarlamak, üretmek istiyordum. Kızımız hamile olduğunu duyurdu; ertesi gün Pandemi sebebiyle kapandık. Tüm aile bugün bir yaşında olan torunumuz Ralf’in hamilelik sürecini kalp kalbe yaşamaya başladık. İçinde her duyguyu barındıran bu süreçte evreler yaşandıkça, aydınlatmalar da teker teker sanki her evreye ışık tutarcasına ortaya çıkmaya başladılar. Böylece, hiç plânlamadan gerçekleşen ve kendi içinde adım adım büyüyen bir koleksiyon oluştu. Ardından sevgili dostum Moshe Aelyon’un Haz’a olan inancı ve profesyonel desteğiyle bu koleksiyonu sergileme kararı aldık.

“Hiç beklentisiz; öncesinde düşünülmeden, nereye gittiğini hiç bilmeden ancak; hissedilerek, minik minik şekillenen, doğan, doğdukça ışık veren evreler... Soyut hallerden somut hallere dönüşenler… Topraktan ışığa göç edenler ve bu süreçte evrilenler; aydınlatmalar!” MARA GÜLERŞEN

 

Yeni koleksiyonunuzun adını “HAZ” koyarken aklınızdan neler geçiyordu?
Koleksiyonun ismini ararken, her gün evime giren halleriyle beni büyüleyen ışık huzmeleri çıktı karşıma. Eşim, “Bir de İspanyolca karşılığına bak” deyince Haz de Luz’u buldum sevinçle. Haz kelimesinin hem Türkçe karşılığı, hem İspanyolcadaki anlamı tam da hislerimle örtüştü. Ve isim sevgiyle konuldu.

Evrenin göz kırpışları olarak da ifade ettiğiniz ışık huzmelerinden ilham alarak topraktan ürettiğiniz bu 35 lamba, sizin için aslında neyi simgeliyor?
Adımı iki hece olarak düşündüğümde Ma: Ay tanrıçası, Ra: Güneş tanrısı anlamına geliyor. Bu eserler, lambalar, Ma ve Ra’nın buluştuğu anlar… HAZda ve HAZla.

“Onlar küre
Onlar iç dünyamız
Onlar sessiz kelimeler
Onlar tohum
Onlar umut
Onlar topraktan ışığa evrilenler, göç edenler, yolcular…
Onlar hamdılar, piştiler, yandılar… Işıkla buluştular.
Onlar Ma ve Ra’nın buluştuğu anlar...”

Eserlerinizin her biri tek ve kendine özgü doğal hallerde. “HAZ”a ait parçaların gireceği her evde giz dolu bir yolculuğun başlayacağına da inanıyor musunuz?
Çok eski, geleneksel ve özel sırlama teknikleriyle üretilen “HAZ” koleksiyonu, bana sürecinde, umudu, inancı, sevgiyi ve bağlantının gücünü yaşatan bu eserler, umarım gireceği her evi de Aşk’la aydınlatır.